Adres:
Odunluk Mah. Liman Cad. Kızılay Plaza
İş Merkezi No:17/26 Nilüfer / BURSA
Telefon:
0224 232 07 06
Göğüs Ağrısı (Angina Pectoris)

Kalp hücrelerinin beslenmesini sağlayan koroner damarların daralma, tıkanma yada spazm nedeniyle yada kalp hücrelerinin faaliyetinin artması ile ortaya çıkan göğüs ağrılarına angina pektoris denmektedir.

Kalp hücrelerinin beslenmesini sağlayan koroner damarların daralma, tıkanma yada spazm nedeniyle yada kalp hücrelerinin faaliyetinin artması ile ortaya çıkan göğüs ağrılarına angina pektoris denmektedir.

Angina pektoris temel olarak kalp kasının oksijen ihtiyacı ile kalbi besleyen damarlardaki kan akımının uygunsuzluğu sonucu olarak ortaya çıkar. Bu gerçek bir koroner hastalığı olabileceği gibi hipertansiyon, çeşitli kapak hastalıkları gibi kalbi büyüten nedenlerle kalp kası kitlesinin artması yada zehirli guatr gibi hastalıklarda kalp kasının aşırı faaliyet göstererek oksijen dolayısıyla kan ihtiyacının artmasından kaynaklanır.

AĞRININ ÖZELLİKLERİ

Bir çok tip göğüs ağrısı içinde anginal tipteki ağrıların bir takım özellikleri vardır. Hastalar genellikle bunu göğüste sıkışma, boğulma hissi, göğüsde ağırlık hissi gibi tanımlarlar. Genellikle iyi sınırlandıralamayan, bazen tüm göğse, sırta, kollara, omuzlara yayılabilen bir ağrıdır. Bazen karna yayılarak bir hazımsızlık hissi ile yada ülser ağrıları ile karışabilir.

Ağrılar genellikle hafif şiddette olmakla birlikte biraz da kişinin ağrı duyarlılığına bağlı olarak değişen şiddetlerde hissedilebilir.

Ağrı  stabil angina pectoris’ te olduğu gibi sadece uzun yol yürümek, merdiven çıkmak yada çok yorulmakla ortaya çıkabileceği  ve dinlenmekle birkaç dakikada geçebileceği gibi, ilerleyen durumlarda istirahatte iken gelip daha uzun süreli ve daha  şiddetli olabilir. Bu duruma da  anstabil angina pectoris ismi verilir. Koroner kaynaklı göğüs ağrılarının özel bir tipinde ise koroner damarlarda harhangibir daralma tıkanma gibi organik lezyon yoktur. Çeşitli nedenlerle koroner damarların büzülerek spazm yapması da aynı anginal ağrıyı ortaya çıkarabilir ki bu durum da vazospastik angina’dan söz edilir.

Stabil angina ‘da ağrılar genellikle sadece istirahatte olurken tüm angina tiplerinde efor dışında soğuk hava, aşırı yemek, sigara ani öfke ve heyecan gibi sebepler de ağrıyı kolaylaştırıp ortaya çıkarabilir.

Kalp krizi de dediğimiz myokard enfarktüsünde ise bir yada daha fazla damarın ani olarak tam tıkanması söz konusudur. Burada ağrı  temel olarak anginaya benzerse de çok şiddetli, dayanılmaz bir ağrıdır. Hastanın genel durumu çoğu kere süratle kötüleşir, tansiyon düşer, kalp fonksiyonları bozulur. Myokard enfarktüslerinin çoğu daha hekime yetiştirilemeden ölümle sonuçlanır.

NEDENLERİ VE RİSK FAKTÖRLERİ

Angina ağrılar da temel neden  kalbi besleyen koroner damarlarda çeşitli nedenlerle ortaya çıkan damar sertliğidir. Koroner arterlerin iç yüzeyinde kolesterol ve yağ birikimi ve bunun üzerine eklenen kalsiyum la ortaya çıkan plaklar  damar içindeki dolaşımı bozar. Bunun dışında Aort kapak hastalıkları, aort darlığı yada yetmezliği, kalp ritm bozuklukları,  yüksek kolesterol ve çeşitli yağ metabolizma bozuklukları, metabolizma artışına neden olan örneğin zehirli guatr ve ağır kansızlık gibi durumlarda anginal ağrıya sebep olabilir. Hipertansiyon hem kalp kasında kalınlaşmaya neden olarak kalbin oksijen ihtiyacını artıracağı gibi aynı zamanda damar içindeki yüksek basınç damar sertliği oluşumunu kolaylaştırarak koroner kalp hastalıkları için önemli risk faktörlerinden birini teşkil eder.

Diğer risk faktörleri arasında aşırı şişmanlık, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz ve düzensiz hayat tarzı sayılabilir. Şeker hastalığı hem küçük damar harabiyeti yaparak hem de damar sertliği oluşumunu hızlandırarak çok önemli bir risk faktörünü oluşturur. Şeker hastalığında çok önemli bir husus bu hastalarda kalp hastalıklarının belirtilerin maskelenmiş olması ve kalp kasında meydana gelen kanlanma bozukluklarının çoğu kere belirti vermeden sessiz seyretmesidir. Bu nedenle şeker hastalarının rutin kontrollerinde kalple ilgili hiçbir şikayetleri olmasa bile bu yönden de incelenmeleri çok önemlidir.

TEŞHİS YÖNTEMLERİ ve LABORATUAR BULGULARI

Öncelikle önemi olan tam bir fizik muayenedir. Ancak sadece muayene ile koroner kalp hastalıklarının tanısında yeterli ve güvenli sonuçlar elde etmek mümkün değildir. Son  yıllarda kalp damar hastalıklarının tanısında çok önemli tetkik yöntemleri geliştirilmiş ve bu gün için  tanı ile ilgili bir zorluk kalmamıştır. Önemli inceleme yöntemleri aşağıdaki gibi sıralanabilir.

  • EKG: hastaların büyük çoğunluğunda istirahatte çekilen EKG normaldir.
  • Renkli doppler ekokardiografi: Kanlanması bozulan kalp kası bölgelerindeki lokalize hareket kusurları, kalbin pompa gücü  ve kalp kaslarının kompliansı (elastikiyeti), altta yatan çeşitli kalp kapak ve kas hastalıkları bu yöntemle ortaya çıkarılabilir ve tanıda çok önemli bir yeri vardır.
  • Eksersiz testi  (eforlu  EKG): İstirahat sırasında gözlenemeyen EKG değişiklikleri normal EKG’ye oranla çok daha hassas ve doğru biçimde değerlendirilir.
  • Holter EKG: Gün içindeki değişiklikleri incelemede çok yararlıdır. Özellikle şeker hastalarındaki sesiz koroner olaylarının aydınlatılmasında önemli bir yeri vardır.
  • Koroner Anjiografi: Organik koroner lezyonlarının ortaya çıkarılmasında çok değerlidir. Koroner damarlardaki daralma yada tıkanmanın yeri ve şiddeti hakkında objektif ve sayısal sonuçları çıkarır. Tedavi yönteminin belirlenmesinde büyük önemi vardı.
  • Bunun dışında  kan yağları ölçümü, rutin diğer biyokimyasal incelemeler tanıda önemli yer tutar.

TEDAVİ:

Tedavi; ilaç tedavileri, günlük hayatın ve beslenmenin düzenlenmesi, altta yatan diğer hastalıklar yada risk faktörlerinin ortadan kaldırılması,  düzenli eksersiz ve her şeyden önemlisi hastanın doktoru ile yakın ilişki içinde olması gibi öğeleri kapsamaktadır.

Bu gün için tedavide kullanılan bir çok grup ilaç olmakla birlikte, belli başlıları şunlardır.

  1. Beta blokerler: kalp atım sayısını ve kan basıncını düşürerek kalp kaslarına daha fazla kan gitmesini sağlarlar.
  2. Nitratlar: Koroner damarları genişletir ve kalp kasına daha fazla kan gitmesini sağlarlar. Dil altında eritilmek, yutulmak yada cilde yapıştırılmak yoluyla kullanılırlar.
  3. Kalsiyum kanal blokerleri: koroner damar spazmını azaltırlar. Kalp atım hızını da  yavaşlatabilirler.
  4. Aspirin ve türevleri: Bu gün için koroner hastalıkların önlenmesi ve korunmasında en önemli ilaç grubudurlar.

Bu ilaçlardan hiç biri doktor tavsiyesi ve gözetimi olmadan kullanılamaz.

NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ:

  • Öncelikle hastalağınızla iyi geçininiz, ne gereksiz bir kalp hastalığı paniğine kapılınız ne de umursamazlık içinde olunuz. Doktorunuz ile yakın ilişkide olmayı ihmal etmeyiniz.
  • Sigara, alkol, şişmanlık, stress, düzensiz hayat tarzı gibi kolaylaştırıcı faktörlerden uzaklaşınız.
  • Düzenli bir beslenme alışkanlığı kazanıp, az yağlı ve düşük kolesterollü gıdalarla besleniniz, doktorunuz size en uygun olan gıda rejimini düzenleyecektir.
  • Her gün düzenli eksersiz yapmayı ihmal etmeyiniz. Haftada 3-4 kez 20 dakikalık düzenli aerobik eksersizler kalp sağlığını korumada çok önemlidir. Düzenli eksersiz aynı zamanda yüksek tansiyonun kontrolünde de çok önemlidir. Mutlaka yürüme alışkanlığı kazanınız.

HANGİ DURUMLARDA DOKTORA AŞVURMALISINIZ?

  • Göğüs Ağrısı beş dakikadan uzun sürmüş ve kısa etkili nitrat (dil altı) almanıza rağmen geçmemişse
  • İlk kez bir göğüs ağrısı hissetmişseniz
  • Nöbetler eskiye göre dahada uzun sürüyor ve şiddetleniyorsa
  • Kullandığınız ilaçlara ait bir yan etki gözlemliyorsanız
  • Hastalığınızın seyri sırasında beklenmedik en küçük bir farklı belirti hissediyorsanız.

İlgili Yazılar